
Yakınlaştıkça kaybolan
bir kente dönüşürdün
Keşfedilmezim olurdun
içinde yolculuk etsem de...
Günahkar mevsimimdin.
Hiç umut yoktu sende
o yüzden vazgeçilmezdin,
vazgeçilmezimdin...
CEZMİ ERSÖZ

Bizimkisi mecburi bir ayrılıktı..
Küllenmiş her düşüncenin, her duygunun içinde iyi yahut kötü, acı yahut tatlı, neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor sıcaklığı vardır ki, eşelendikçe alevi ortaya çıkar.


Bir deli sevda yolunda kesişti yollarımız
Ben seni degil aslinda
Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vaz geçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı?Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında Hiç gelmeyeceğini bilmen gibi.Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değilmi, sen hala bu kadar sevgili iken?Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek.Çok kötü değil mi?Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak onu işitememek, Artık sonunun "Pi" li hali değil mi?Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak.Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?Ne kadar eritir insanı farketmeden.Sen de biliyorsun değil mi bunları?Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdunmu hiç?Hiç iki kişi gibi zevk aldınmı bir konserden yalnız başına.Güzel bir kafe keşfettiğinde,Güzel bir film seyrettiğinde,Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettinmi,Paylaşamadığın için onunla.Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildinmi?Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldumu hiç?Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin oldumu hiç?Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldumu hiç?Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri yazabildinmi?Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlaraFeda Oldunmu hiç?


Her tarafımı acıtıyor gece, İmkansızlıkları düşlüyorum belki de kimbilir, Umutlarım sokak ortasında delice koşan bir çocuğun vurulup ölmesiydi artık. Uykum uzaklaşıyor bedenimden, Gözlerimin su yolları taştı, Göz yaşlarımla söndürüyorum yokluğunun ateşini, Ellerini tutmak aşk hırsızlığına giriyor, Yasak ama; sarıl bana, Buna gerçekten ihtiyacım var. Tüm yollar sana çıkıyor, parmaklarım seni çiziyor vücuduma, Yapraklarım dökülüyor; gözlerime güneş batıyor, Sen okunması gereken bir şiir iken ben yorgun bir nefesim artık. Terk edilmiş sevinçlerim hasret uykusunda, Dilimde acı tarafından bir tutam şarkı sözü, Hayat 3 yanlışım dan biri olarak seni götürdü, Birbirine karıştı gözyaşları ve gülücükler, Bizim hiçbir masalımız olmayacak mı anlatılacak? Kalbim ellerimden küçük peki ya yaşattıkları? Dile getiremediğim sözlerimin içinde boğuluyorum, Gitmeliyim henüz çatlaklarımdan ayrılmadan, Kırılmadan orta yanımdan, Yasak ama; Sarıl bana, Buna gerçekten ihtiyacım var.
Anlamak,bilmek ve söylemek...Ve susuşları tüketmek hiç susmadan konuşurcasına...Ne zordur değilmi,ne güçtür şimdi yüreğin dili ile anlatmak ve yaşam iki kişilik olunca onu yaşınır kılabilmek.Basit yaşamın kalabalıklığında özgürce haykırabilirken,insan duyguların dünyasında ne korkak,ne utanmaz ve saygısız bir hal alır,çünkü susmak yüreklere karşı en büyük terbiyesizliktir her şeyden önce....Herşey bilinirken,her şey anlaşılmışken,sözcüklerin yürekle inatlaşması ne çekilmez şeydir değilmi?.Galiba sözcüklerinde suçu yoktur bu işte,yüreğin acemiliğidir buna sebep;ham ve yetmezliği...Ama iki yürekte acemi olurmu arkadaş?Olurmuş işte...olurmuş...Eğer iki yürek sevmelere acemi ise;acılara bulanır sevmeleri,cehnnemi olur susuşlar,en basit dokunuş bile volkanlaşır,patlar başına yıkılır sevgililerin...Korkak bir devrim olur tüm yaşanılanlar,devrilmeye hazır iki yürek kalır sessiz gecelere...Ama kalmamalıdır,ama kısa metrajlı yaşamlarımız böyle akmamalıdır eksilmelere,böyle tükenmemelidir tanrının en cimri olduğu zamanlar...Eğer olurda geçerse sessiz sedasız,boğulursa tüm güzellikler sonsuz susuşlara..işte o vakit vebali boynumuzda tanrının cehhenemi bile düşmez payımıza...Nedir aşk?nasıl yaşanır,nasıl başlar ve nasıl tükenir...Hiç bilmiyor,hiç tanımıyorum,karşılaşmadık daha önce..Anlatanlar ise soyutladıkça zorlaştırdılar,uzaklaştırdılar bana bu dile gelmez şeyi..Belkide aşk dile gelmezliktir...Eğer yaşadığım aşksa en doğru söylemdir"aşkın dile gelmezlik"olduğu...Gene susuyorum bak,gene konuşamıyor,beceremiyorum,ben basit yaşamın kuralları ile hazırlanırken bütün yaşama,eksik kalmış öbür yanım,şimdi tamamlamak kalır sana...Olmaz deme,bu seferde yüreğimin acemiliğine ver bu susuşları,bu "dile gelmezliği" ilkliğine ver ve tamamla diğer yanımı....Uzatıp elini dokun yüreğime ve kutsa yaşamı.....