7 Haziran 2010 Pazartesi



"En kolay olanıdır gitmek!"
"Gitmek hiçbir şeyi bitirmez.Aksine durur da yaşar gibi her şey.Gidene değil,kalana yoldaş anıları vardır,ayrıntıları vardır aşkın en gerisinde." "Gittiğimi çok sonra anlıyacaksın.Şimdi uğurluyorsan,sende kalan yanlarıma güvendiğin içindir!"...
Kahraman Tazeoğlu

28 Mayıs 2010 Cuma

yüksek sadakat kaybettim seni


Ne kadar aci bir şey
Sevdiğin insanı kaybetmek
Tam herşey güzel olacak derken
Sonsuza dek yitirmek

Sevmek acıtıyor yüreğimi
Dönüşü yok bunun besbelli
Sonunu bile bile seni kaybetmek
Yitirilen bir aşkın en güzel hikayesi

Kapattım yüreğimi artık acılara
Sonu belli olmayan oyunlara
Gizli saklı kalan her anıya
Kapattım…

Kaybettim seni en güzel anında
Aşkın bütün olurlarında
Yazdığım bu şarkıyla
Kaybettim seni…..







kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların...
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin...
.


Nazım Hikmet

27 Aralık 2009 Pazar

Dedi ki...






Dedim ki;
Aşkım çok seviyorum seni...


Dedi ki;
Ne kadar seviyorsun beni...


Dedim ki;
senin sevdiğinden daha fazla..
Peki sen ne kadar seviyorsun beni...


Dedi ki;
Bir gün gelirde bırakırsan beni sevmeyi;
İkimize yetecek kadar seviyorum seni...


alıntı

11 Ağustos 2009 Salı





AYRILIGA SÖZÜM VAR UNUTMUYCAM SENİ


gözlerinin tuzu yakmaya başlar önce yüzünü
yüzün yanar sanırsın oysa yanan yüreğindir
ızdırabını çektiğin nedir yaşadığın mı yaşayıpta hayatından
atamadığınmı
gene yalnızlığa oynuyorsun zarlarını...bu kumarı kaybetmek için oynuyorsun içim acıyor sanki binlerçe bıcak yarası var vucudumda binlerce acı gücümün yetmediği bir acı ne çığlık atacak nede ağlayacak gücüm var .......susmak ........bütün acıların çığlık çığlığa haykırırken susmak ...........ellerin soğukmu ......sesin duyulmaz olur hayatmı hırsız ..kadermi hırsız ..senden çaldığı sadece bir sevgimi
gelmişinmi geçmişinmi geleceğinmi ..rüyalarındaki sıcaklıkmı senden çalınan seni bu soğukluktan kurtaracak kibrirtlerin yokmu yokmu herkibrite sakladığın hayallerin soğukluğa teslim ediyorsun herşeyini yaraların uyuşuyor acılar hisedilmiyor dönüp kendine baksan kan revansın şuursuz bir acısızlık hisedebilmek .......senden çaldığı budur hayatın hisedebilmek......keşke sengibi unutabilsem herşeyi:(

1 Ağustos 2009 Cumartesi


Özlem
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Buğulanan camlara
Adını yazmaktır
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Uzaklara bakınca
Gözlerinin yaşlanmasıdır
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Sevdiği yağmurda
Aptalca ıslanmaktır
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Yatağa girince yabancı diye
Başını yastığa koymamaktır
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Gördüğün herkesi
Sana benzetmektir
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Gelmeyeceğini bilmene rağmen
Her yeni güne umutla başlamaktır
Özlem nedir bilir misin?
Özlem
Adını sayıklayarak
Ölümü beklemektir
BEN SENI COK ÖZLEDIM ASKIM

31 Mayıs 2009 Pazar

"Gel döndür beni bu yollardan,hadi, bekliyorum.."




"Yüreğime kalan, senden derin sancı şimdi.."

sessizliğim senden kalan ağlıyorum sonuma...
Dün hayat durdu benim için
Sanki bugün herşey farklı
Sanki bu ev benim değil
Bu nefes bana zararlı
Alışmaya çalışmak diye birşey yok
Alışmak zorundayım
Üzülmemek diye birşey yok
Üzülmem gerek
Severek unutmak olur iş mi
Bilerek uçuruma önden atlanır mı ki
Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
Boş bırakacağım yerini hep bomboş

-yalın-

14 Mayıs 2009 Perşembe

bence sen de herkes gibisin

gönlümle baş başa düşündüm demin;
artık bir sihirsiz nefes gibisin.
şimdi ta içinde bomboş kalbimin
akisleri sönen bir ses gibisin.


maziye karışıp sevda yeminim,
bir anda unuttum seni, eminim
kalbimde kalbine yok bile kinim
bence artık sen de herkes gibisin

gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
onlardan kalbime sevda geçmiyor
ben yordum ruhumu biraz da sen yor
çünkü bence şimdi herkes gibisin

yolunu beklerken daha dün gece
kaçıyorum bugün senden gizlice
kalbime baktım da işte iyice
anladım ki sen de herkes gibisin

büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin

nazım hikmet ran

5 Mayıs 2009 Salı

Med-CeziR


Hangi gözyaşı var ki, bu kadar müptela olsun yüreği titreğe
Hangi el var ki, vedalar mesken eylesin avuç içlerine
ve hangi ayrılık var ki, bu kadar uzun sürsün saltanatı!….
kömür kokan kaç vagon teker sürdü rayına da
bir ayrılıkları taşıyan vagonlar ne gelebildi ne götürebildi vedaları…
ortasında ‘’sap’’ gibi dikilmek yakışmıyor zamanın…
ve yırtık cepten çalmak umutları…
dokunduğumuz bütün güller intikamını alıyor
batıyor dikenleri yüreklerimize
ne kanımız diniyor
ne yaralarımız kabuk bağlıyor…
tek bir mevsim hüküm sürüyor ömrümüze,
boğazına ip geçirdik Sonbaharın
bir hamlede indiremedik iskemleyi yere…
med-cezirin namıyla oynamak yakışmıyor bize
zaten hiç yakışmamıştık bu sevdaya ikimiz de…

19 Nisan 2009 Pazar

Vazgeçilmezimdin...


Yakınlaştıkça kaybolan
bir kente dönüşürdün
Keşfedilmezim olurdun
içinde yolculuk etsem de...
Günahkar mevsimimdin.
Hiç umut yoktu sende
o yüzden vazgeçilmezdin,
vazgeçilmezimdin...
CEZMİ ERSÖZ

23 Mart 2009 Pazartesi

Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim!



Kara çalınmış günler ertesinde, ellerinde güneşlerle gelen yar!

Huzuru içirdiğin yüreğim şimdi hüznü içiyor ellerinden, bilesin!

Yüreğine kanatlanan yüreğin kanadı kırıldı, kanıyor.

Göğe uçurduğum umutlarım vuruldu bir bir

Hüzün ki, yokluğuna katık ettiğim,

Yine dolandı eteğime, peşimi bırakmıyor.


Adının her harfini gözyaşıma çizdim ve titrek bir yürekle yokluğuna ektim

Sen avazın çıktığı kadar susarken ben taze çığlıklar yeşerttim sana!

Nefes nefes acıyı yonttum adınla,

Yokluğuna buladım ellerimi

Yüzüme bölük pörçük diktiğim yamalı gülüşlerdeyim şimdi.


Ah yar!

Ah! yoluna ,can diye diye benden geçtiğim,

Ah suskuların şahı,

Bir çözebilsem boynuma doladığın sessizliğin düğümünü

Bir yudum harf düşse,hisseme alfabenden

Yalın ayak çıktığım yokuşlarında düşmeden bir yürüyebilsem.


Öyle bir acı ki bu! nasıl anlatılır bilmem

Kırsan kırılmaz,büksen bükülmez

Ateşler yakmaz,sular söndürmez!


Söylesene yar!

Hasretini adımlasam kaç adımda biter?

Özlemin kaç nefestir saysam?

Bilemessin ki

Akla sığdıramazsın bu denklemi

Nasıl anlatayım ki daha hal-i pür-melâlimi...


Sen yine sükutu giyin yar!

Dilersen hiç konuşma.

Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda.

Çarpsada bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim.

Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim,

Söz verdim ben bu yüreğe,

Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim!

_elem nar_

15 Mart 2009 Pazar

Mecburî Ayrılıklar

Bizimkisi mecburi bir ayrılıktı..
Ne sen ne ben..
engelleyemedik..
sadece kabul etmek zorunda kaldık..
sessiz..sedasız..
kabul ettik..
sözler..davranışlar..
bunların da bir önemi yoktu..
sadece ayrılık gerekiyordu..
Mecburi ayrılıktı..
ilerisi olmayan..
ardında çok iz bırakan bir ayrılık..
ne sen..ne ben..ne de biz..
artık geride sadece bir anı kaldı..
ayrılığın ardından..
biz mazi olduk..


İDAL

12 Mart 2009 Perşembe

Külün içinde saklı ateş

Küllenmiş her düşüncenin, her duygunun içinde iyi yahut kötü, acı yahut tatlı, neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor sıcaklığı vardır ki, eşelendikçe alevi ortaya çıkar.

Bazen ısıtır bu alev, bazen yakar. Olumlu ya da olumsuz bütün hayaller, bütün idealler ve bütün arzular sonuca ulaşmadıkça, hedefini bulmadıkça elbette kül içinde saklanan kor gibi sıcak bekler. Küçük bir esinti, azıcık bir savrulma... Bir hatırlama... Küçük bir dokunuş... Hele içinizi bir yoklayın...

Zamanın hızlı akışı, feleğin hızla dönüşü içinde her şey bizim istediğimiz rengi göstermeyebilir, bizim istediğimiz biçimde tahakkuk etmeyebilir. Bağrımızı yırtmanın, yüreğimizi parelemenin, ciğerlerimizi kan doldurmanın faydası da yoktur üstelik. Bu bir ayrı sınav biçimidir. Tesellisi hep ertelenen bir sınav...

Çoğu insan kendisinin, asıl bulunması gereken yerde olmadığını hisseder. Aslında belki tam da bulunması gereken yerde olduğu için kabullenmek istemez. Çünkü küllenen hayallerine alevlenmeyi bekleyen nice korlar gömmüştür. Bedel ödemeden, yüreğini tutuşturmadan, kendini yakmadan gelinebilecek mertebelerin elbette bir seviyesi vardır; ve bir de yolları çile ile yürünmüş ve kabullenilmiş makamları...

Bütün korların küller içinde gül gül olduğu makamlar... Hayret makamı, aşk makamı, sükûnet makamı, teslimiyet makamı...

İşinizde ve aşınızda, sevincinizde ve kıvancınızda, düşlerinizde ve görüşlerinizde tutuşmayı bekleyen korlar yurt tutmuşsa eğer, eskilerin düstur edindikleri şu beyti teselli babında vird edinmenizi tavsiye ederiz:

Ele girmezse eğer sevdiğimiz

Ne çâre, eldekini sevmeliyiz

Erdem, işte bu asaleti gösterebilmek, kazaya rıza ile cevap verebilmektir. Hele bir düşünün, buraya ağlamaya mı gelmiştik, gülmeye mi; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu?!..

İskender Pala

5 Mart 2009 Perşembe

yusuf hayaloğlu anısına...


Yusuf Hayaloğlu - Hangi Ayrılık -

Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz
Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın
Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. ..
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline

Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadanzonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye
Olur mu be Olur mu
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi
Buruşturup bir kenara atılır mı
Vefa bu kadar basit mi Alınır mı Satılır mı

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti

Dağ gibi adamı eze eze
Hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni
Ve Hangi su bağışlatır
Hangi musalla temizler seni

Bu Nasıl Ayrılık ….

ruhun şad olsun...

4 Mart 2009 Çarşamba


1 Mart 2009 Pazar

Yoksun Ya


Yoksun ya

Gençliğimin deli rüzgarları da yok
Ve yoksul düş baharlarım
Neler kalmadı ki sende
Çaresizlik karabasanlarının çıkmazları
Avuntuzus saplantıların açmazları
Deli düşler

Yoksun ya
Kim anlar şimdi bu yüreği
Sensizlikte ne yapılır bilmem ki
Aşkın tepelerinden böyle apansız düşmedim

Ilık tebesusumler vaktine beş kala solan
Kahkahalar gibiyim
Yarısında yutulmuş
Sevinç çığlıkları dolu boğazım

Seni özlemeyi bile yakıştıramıyorum kendime

Yoksun ya
Buruşturulup atılmış mektuplar gibiyim
İçimdeki yürek boşluğuna yoldaş
Gülüşüm bükülü kaldı dudağımda
Sana sargın kalmak vardı gül yüzlü
Bu aşkın üstü
Böyle örtülür müydü

Kahraman Tazeoğlu

DiYaR-ı DeVa

Backgrounds From FreeGlitters.Com