8 Şubat 2009 Pazar

dostların aşkı...



























Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun, bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum. İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim. Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu. Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın. Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana "seni seviyorum" demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım. Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor. O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorum...

kime ne?

kime ne?

Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde, işte seni sevmemek içinde öyle
Seni sevmek için ne kadar söz varsa dilimde, seni yermek için sana, ermek için yok işte yok işte.
Bir yalan uyduruyorum ben kendimce, kendime umutsuzluk, sana umut, yollarıma çaresizlik düşmüş eşkiya.
Ben sana zehir zemberek bir suskunluğum ben sana gözlerinden vurulmuşum Sana açılan kapıların üzerime kapanan sesinde ben seni değil kendimi kendimi unutmuşum.
Yaraların kanayan damarlarına uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm.
Ne mutlu bana ne mutlu en çok bir yıldız kayıyor biliyor musun?Bir dilek tutuyorum işte ellerin oluyor tutunuyorum sana.Soluksuz bir sokak lambası altında şubata müebbet gözlerimi sunuyorum sana şubata müebbet gözlerimi anlasana anlasana.
Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde işte o kadar yalan uyduruyorum kendime o kadar yalan kime ne?Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne?Kendimi sende unutuyorsam kime ne?Sende susuyor sende konuşuyorsam Sende uyuyor sende uyanıyorsam Vuruyorsam talan olan umudun mahzenine kendimi kime ne?Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşünde.
Yalan ya da gerçek sen sen sakın gecesiz uykularında üşüme.Sakın üşüme ben üşüyorsam kime ne?ben üşüyorsam kime ne kime ne....?

DiYaR-ı DeVa

Backgrounds From FreeGlitters.Com